Viyana’da Satranç

Her satranç severin yapacağı gibi ben de henüz Viyana’ya taşınmadan oradaki satranç turnuvaları, kulüpleri ve kuvvetli oyuncuları hakkında araştırma yapmıştım. Başlamadan şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki beklentilerimden çok daha fazlasını buldum diyebilirim. Bu yazımda sizlere bir yıllık tecrübeme dayalı olarak gözlemlerimi ve katıldığım etkinlikleri anlatacağım.

            Öncelikle şunu söylemeliyim ki; Viyana’nın satranç tarihi ayrıca bir yazının konusu olmayı fazlasıyla hak ediyor. Ancak kısaca bahsetmek gerekirse, ilk Dünya Şampiyonu Wilhelm Steinitz, centilmen kişiliğiyle tanınan ve benim de oyun tarzını en beğendiğim eski dönem oyunculardan biri olan Carl Schlechter, Grünfeld Savunmasına satranç literatürümüzde adını veren Ernst Grünfeld ve atak oyun tarzıyla tanınan Rudolph Spielmann Viyanalı ünlü satranççılardır. Belediye, Tuna Nehri üzerindeki bir köprüye Steinitzteg ismini vermiştir ve Dünya Şampiyonunun 110. ölüm yıldönümünde açıklayıcı bir plaket yapıştırmıştır. Satranç kulüplerinde bu topraklarda satranç oynamış oyuncuların resimlerini bulabilirsiniz. Yani kısacası kendi satranç tarihine sahip çıkan ve özümseyen bir şehir.

            SOKAKTA SATRANÇ VAR

            Yeni bir şehri keşfetmenin en güzel yanı şehirde kaybolmaktır. Ben de yeni taşındığımız çevreyi tanımak için sık sık bisikletle etrafı gezer, kaybolurdum. Yine bir gün gezerken, bir anda bir sokakta sadece durup mola vermek istedim artık algıda seçicilik mi dersiniz yoksa şans mı bir anda sokak tabelasında Carl Schlecter sokağını görmemle irkildim ve hoş bir anı oldu benim için. Ayrıca şehirde tabi ki müzik kadar olmasa da satrançta baya görünür şekilde diyebilirim. Birçok meydanda satranç oynayan insanlara rastlanmanız mümkün. Henüz kiralık ev aradığımız dönemde bir meydanda rastladığım satranç etkinliğinden sonra ilk takip etmeye başladığım kişi kendini satranç aktivisti olarak tanımlayan, harika etkinliklere imza atan Kineke Mulder oldu. Bu linkte onunla ve yaptıklarıyla ilgili açıklayıcı bir yazı bulabilirsiniz: https://en.chessbase.com/post/the-new-chess-culture-in-vienna. Ayrıca herhangi bir kafeye gittiğinizde bile satranç oynayan insanlara rastlamanız mümkün. Yani bizim ülkemizde sevgili Ilgaz Gümüştaş’ın başlatmış olduğu “Sokakta Satranç Var” hareketinin, Türkiye’de maalesef yalnızca bir hafta, bir şehrin normal yaşam tarzı olduğunu hayal edin. Bir de “Schach und Spiele” isimli bir satranç mağazası var. İki bölümden oluşan bu yerde ilk bölümde ahşap ve farklı tarz dekorasyonların olduğu satranç takımları bulabilirken, diğer odaya geçtiğiniz de hem Almanca hem de İngilizce sıfır ve ikinci el kitaplar bulabilirsiniz.

chess, satranç, schach, donaupark, vienna,

Son yıllarda devamlı dünyanın en yaşanılabilir şehri seçilen Viyana’da birçok yeşil alan, park, yürüyüş ve çocuk oyun alanı var. Kızımın oynamayı en sevdiği yer ise Birleşmiş Milletlerden Alte Donau’ya kadar uzanan Donaupark. Her Türk gibi gittiğimiz şehirlerde bazı yerleri, birbiriyle karşılaştırırız ya, yıllarca keyifle Göztepe’deki Özgürlük Parkı’na gitmiş biri olarak (evet Lidya’da burayı sevdiğine göre) burası benim yeni Özgürlük Parkım olabilir demiştim. Ancak biraz 😊 daha geniş diyebiliriz. Hatta içinde 20 dakika civarında turu tamamlayan bir ring tren bile var. O trenle gezerken, bu sefer algıda seçicilik değil o zaman iki yaşındaki kızım bile anında fark etti. Dört tane bahçe satranç takımının olduğu, piknik masalarının üzerinde çivilenmiş satranç tahtalarının olduğu ve oradaki dolaplardan satranç taşlarını alıp satranç oynayacağınız bir alan var. Tabi yaş ortalaması biraz yüksek diyebilirim. İstanbul’da öyle bir alan olsa İSD’deki dayılarımızın uğrak yeri olabilirdi 😊 Büyük bir parkın içinde öyle bir alan hayal edin ki kızım orada satranç oynamak istediğini söyledi ve artık haftada en az 3 kez o alana gidiyoruz. Aslında ona satranç öğretmeyi planlamıyordum ama şehir buna izin vermedi, bakalım bu süreç nereye kadar gidecek. Satranç eğitimi ve öğretimi başka bir yazımın konusu olacak ama şunu rahatça söyleyebilirim ki 3 yaşındaki bir çocuğa satranç tahtasındaki çaprazları tanıtmanın en iyi yöntemi bahçe satrancı.

Bu bölüm için yazdıklarım ise sadece benim şans eseri denk geldiğim şeyler, şehrin farklı alanlarında kim bilir daha neler vardır. 2013 yılında Kadıköy Satranç Merkezi’ni yeni kurmaya çalıştığımız, zorlandığımız bir dönemde, o dönemde henüz Kadıköy Belediye Başkanı olan Aykurt Nuhoğlu’na gönderdiğim bir mail sonrasında, seçim sürecinde başlatmış olduğu “Aklımdaki Kadıköy” projesi için benimle çekim yapılmasını istemişti. Orada Kadıköy’de satrancın gündelik hayatta nasıl daha görünür olacağına dair bazı önerilerimi paylaştığım videom vardı. Orada anlattıklarımla arkadaşlarım için iyi bir eğlence malzemesi olmuştu 😊, ancak şimdi burayı görünce Kadıköy için hayal ettiklerimin yapılabilir şeyler olduğunu fark ettim.

KULÜPLER ve SATRANÇ TURNUVALARI

Viyana’da satranç oynamak için birçok kulüp var. 2 milyonluk şehirde bu kadar fazla kulübün olması zaten ne kadar satranç ile iç içe olduğunu ve satrancın ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Ancak bu kulüplerin çoğunun (en azından benim gittiklerimin) sadece satranç oynanan sabit bir yeri yok. Çoğu kendi bölgelerinde kafelerde genellikle hafta içi belirli bir akşam saatlerinde toplanıyorlar. Ama benim üye olduğum ve sürekli gittiğim kulüp olan Donaustadt SC ile ilgili biraz daha ayrıntılı bilgi verebilirim. Satrancın yanında tenis, futbol, briç gibi başka spor branşlarının da olduğu kulübün geniş bir lokali var. Kulübe ilk geldiğiniz de minik bir çocuk oyun alanı, futbol sahası ve tenis kortu görüyorsunuz. Ardından kapalı kısımdan içeri girdiğiniz de kendinizi bir kafe ya da bar tarzı bir yere girmiş gibi hissediyorsunuz. Kulübün arka tarafında ve üst katında da birçok etkinlik için geniş bir alan var. Kulübün yöneticisi Rene Schwab, çok cana yakın ve yardımsever bir insan. Biz de yarı İngilizce yarı Almanca 😊 bir şekilde anlaşıyoruz. Çeşitli günler ve saatlerde belirli gruplara yönelik etkinlikler var. Örneğin; salı öğleden sonra veteran oyuncular toplanıyor. Akşam saatinde bir büyük usta seminer veriyor. Çarşamba günü akşam kadın satranççılar bir araya geliyor. Cuma akşamı ise kulübün en geniş katılımlı etkinlik saati. Üst kattaki turnuva salonunda, turnuva olmayan günlerde antrenörler, çocuklar ile çalışırken benim seviyem de oyuncular da aşağı kısımda toplanıyor. Burada bazı satranç severler kahvesini ya da birasını yudumlarken yıldırım, rapid gibi tempolarda satranç oynuyor, bazıları da güncel ya da eski ünlü oyunları inceliyor ve etüt çözüyor. Gerçekten çok keyifli ve elit bir ortam var. (Satranç dilinin evrenselliğini burada ciddi bir şekilde hissettim. İlk defa çekinmeden Almanca konuşmaya çabaladığım sosyal ortamım burası oldu.) Evet bazı satranç severleri iç çekerken hissedebiliyorum. Bizde de belki bir zamanlar olan İstanbul Satranç Derneği kültürünün en az haftada bir, her ilçede yaşandığını düşünerek zihninizde canlandırabilirsiniz.

            Turnuvaları https://www.chess.at/ termine sekmesinden ya da https://chess-results.com/ AUT kısmını seçerek takip edebiliyorsunuz. Viyana’da çok yoğun bir şekilde turnuva düzenleniyor. Düzenlenen turnuvalar Türkiye’deki gibi açık, rating kategorileri, hızlı, yıldırım, kadın, yaş grupları ve veteranlar için oluyor. Ancak en büyük fark, sadece çocuk turnuvaları ön planda değil. Bir istatistik tutmadım ancak görünür olarak en çok açık ve rating kategorileri turnuvaları var. Bu turnuvalara katılmak için lisans çıkarmanıza gerek yok. Sadece adınızı, soyadınızı ve FIDE ID numaranızı turnuva organizatörüne mail atmanız yeterli. Ardından turnuvanın ilk turundan önce belirlenen saat diliminde giriş ücretinizi verip kaydınızı tamamlıyorsunuz. Standart turnuvalar, genelde günde tek tur 90+30 zaman temposu ve 40. hamleden sonra 30 dakika eklemeli şekilde oluyor. Beni en çok şaşırtan şey telefon olayı oldu. İlk ağır parti turnuvamda hakeme gittim ve telefonlarımızı nereye bırakacağımı sorduğum da (Türk olduğumu belli ettim 😊) şaşırarak sadece kapatman yeterli dediler. Genelde bir ya da iki hakem oluyor ve en azından bana denk gelenlerin hepsi unvanlıydı. Sonucunuzu bazen gidip kendiniz yazıyorsunuz bazen de hakeme söylüyorsunuz. Sadece tek bir notasyon kâğıdı var ve sizde kalıyor. Yıllarca hakemlere verdiğiniz notasyon kağıtlarının akıbetini biliyor musunuz? Yani kâğıt israfı minimum seviyede. Başınızda dikilen, maçın en kritik anında siz zeitnottayken kaleminizi iteleyip bir şeyler not eden hakemler de yok. Hala onun ne işe yaradığını anlamış değilim. Yani anlayacağınız sadece bir başhakem ve bir masa hakemi var. Turnuvaya katılan sporcuların yaş ortalaması genellikle bana yakın oluyor yani çocuklar kadar veteran sporcular da aktif.

            Benim en çok hoşuma giden şey ise lig sistemi. Yani yılda bir kez toplandığınız bir turnuva gibi değil de sezon başladığından itibaren tatiller dışında hafta sonları 7-8 ay boyunca devam eden, normalde olması gereken gerçek bir lig hayal edin. En üst seviyedeki lig 1.Bundesliga, ardından 2.Bundesliga var. Sonrasında ise bölge ligleri var. Sırasıyla; Landesliga (2000 ve üzeri), A-Liga (1900-2200), B Liga (1800-2000), 1.Klasse A (1500 – 1900), 1.Klasse B (1500 – 1900), 2.Klasse A (1200-1700), 2.Klasse B (1200-1700), 3.Klasse (1500). Bu ratingleri ortalama olarak verdim. Yani sadece Viyana içinde 8 ayrı lig var ve tüm kulüpler bunlara ayrı ayrı katılabiliyor. Her lig iki haftada bir oynanıyor ve bir maç kendi lokalinde, diğer maç karşı takımın lokalinde oynanıyor. Yani tüm takımlar her iki haftada bir araya gelmek zorunda değil. Son maç ise milli maçların ve büyük konserlerin olduğu Ernst Happel Stadyumu’nun hemen yanında bulunan Viyana’daki büyük turnuvalara ev sahipliği yapan Wiener Schachverband’da yapılıyor.

chess, satranç, schach, vienna, wiener schacverband, Ernst Happel Stadium,

  Yani sonuç olarak ayda iki tane ağır parti maç oynamış oluyorsun ve bu seni satranca karşı sürekli hazır ve diri tutuyor. Aynı zamanda da tüm takımlar sürekli bir araya gelip, analiz yapmış ayrı bir etkinlik yapmış oluyor. Satranç devamlılığını, takım olgusunu ve birlikteliği pekiştirmek için gerçekten harika bir fırsat. Türkiye’de satranca ilk başladığım zamanlarda Kadıköy’deki ŞahMat Satranç Merkezi’nde İstanbul Ligi olmuştu ve bu bana satrancı en çok sevdiren şeylerden biriydi. Belki de İstanbul’da bu tarz bir satranç ligi özellikle 12 yaşını geçmiş (1500 – 2000) seviyesi arasındaki tüm satranç severler için harika bir fırsat olabilir.

            Bu genel bilgilerden sonra biraz da kendi katıldığım turnuvalardaki tecrübelerimden bahsetmek istiyorum. Bir yıl içinde bir tanesi round robin olmak üzere 3 tane ağır parti ve 7 tane yıldırım turnuvası oynadım. Bu kadar çok turnuvaya katıldığım bir sene uzun zamandır olmamıştı. Öncelikle rating seviyelerini Türkiye ile karşılaştırırsak ratinglerine göre güçleri daha az olduğunu söyleyebilirim ya da diğer bir değişle özellikle 1800 – 2300 arasındaki sadece Türkiye sınırları içinde oynayan satranççılar buradaki aynı rating aralığındaki oyunculardan açık ara daha güçlü. Katıldığım ilginç bir turnuva ise Avrupa’nın en büyük mezarlıklarından biri olan Viyana Cenaze Müzesi’ndeki iki aşamalı yıldırım turnuvasıydı. https://www.chesssport.eu/wp-content/uploads/2022/10/Chess-Tournament-at-the-Funeral.pdf  Evet cenaze müzesinin içinde satranç oynadık 😊. İlk aşamada 9 tur 3+2 zaman temposunda İsviçre Sistemi bir turnuva oynandı. Asıl eğlence ise buradan sonra başlıyor, ardından ilk 8’e kalan oyuncular eleme sistemi Armageddon oynuyor. Armageddon; genellikle beyazın 5, siyahın 4 dakika ile eklemesiz tempoda oynadığı, berabere durumunda siyahın kazandığı oyuna verilen isim. Ancak bizim turnuvada beyazın 4, siyahın 3 dakikası vardı. 8.sırada başladığım bu turnuvayı 5.sırada tamamladım ve artık turnuvayı 4.bitiren oyuncuya karşı çeyrek finalde oynayacaktım. Turnuvayı kim daha üst sırada bitirmişse beyaz mı siyah mı olacağına o karar veriyor. Armageddon maçlarındaki güzel performansımla turnuvayı kazandım ve gerçekten benim için hem satranç oynamaya dönüş hem de Viyana’da satranca hoş geldin turnuvasıydı.

            Sonuç olarak, burada satranç amatör seviye için çok daha görünür ve gündelik hayatın bir parçası. Profesyonel satranççılar geçimlerini nasıl sağlıyor, satranç ekonomisi nasıl işliyor, federasyonun ne gibi katkılar var bunları henüz tam olarak bilmiyorum. Ancak benim seviyem de bir satranç sever için bir şehirde satranç adına tatminimi fazlasıyla karşıladığını söyleyebilirim.

Leave a comment